Yaprakların Sesi
Ben Süheyla; iki dünya arasında kalmış, üstü başı toz duman içinde, enkazdan harabe.
Yıkık gönlümü nereye indireceğimi bilmeden taşıyan virane.
Ben Süheyla; anlaşılmamış soruların bulunmayan cevabında virane.
Gidenlerin ardından dökülen suyun niyetindeki umut.
Kimseye zararı dokunmayan, kendini diri diri hüznün ateşinde kavurmuş ateşten gömlek.
Ne cennetliklere ne de cehennemliklere yakın, arafta kalmış yolcu.
Ben Süheyla; umudunu avuçlarındaki dua dua uçuşan güvercinlere bırakmış, yalnız yaşayan bir anne.
Kimi zaman yüklerini sırtında tek başına göğüslemiş bir kadın.
Kimi zaman evladına haram yedirmemek için evine helal lokma taşıyan bir adam.
Sırtını bu köhne dünyanın kötülerine çevirmiş kambur kimi zaman.
Ben Süheyla’yım; taşlara vuran acının çıkardığı o rahatsız edici sesim.
Sonbahar mevsiminde yapraksız kalmış bir ağacın kuru gövdesiyim.
Uçmak için sabırla bahara koşan bir serçeyim.
Kendi seçimlerim ve kader arasındaki bir bilmeceyim.
Çalındığında ötelerden gelen bir ney sesiyim.
Vedalar diyarından gelen göçebeyim.
Ben Süheyla’yım...
Gerçek bir yaşam öyküsüne dayanan bu eser size hayatın zorluklarına karşı mücadele etmeyi bir kez daha hatırlatacak…
Devamını Oku