Soğuk Savaş
“Dünya üzerindeki en büyük coğrafya, insanın içindeki o ıssız boşluktur.”
Her şey 1989 model bir dünya almanağıyla başladı. Altı yaşındaki iki kuzen, Alara ve Bülent için yüzölçümü en büyük ülkeyi bulma oyunu, ömür boyu sürecek bir nefretin ve sessiz bir "soğuk savaşın" ilk cephesiydi. Sovyetler Birliği’nin dağılması gibi, çocukluğun o masum sınırları da bir gecede yerle bir oldu.
Alara’nın bu amansız mücadelesi, sıra arkadaşı Neşe’nin hayatına sızarken; dostluklar yalanlarla, hayaller ise pandeminin karanlık gerçekleriyle sınanacaktı. Kanada’nın sahte sınırlarından Çin’in kalabalık yalnızlığına uzanan bu hikâye; aile dramı, ihanet ve majör depresyonun gölgesinde şekilleniyor.
Özge Parsova, birbirine görünmez iplerle bağlı üç farklı hayat üzerinden soruyor: Kıtalar değişip mevsimler geçerken, kendi içindeki savaştan sağ çıkabilen biri var mı?
"Hiçbir savaşın net bir kazananı olmaz. Ama en büyük yıkım, insanın kendi kişisel savaşında yaşanır."
Devamını Oku