Sezai Karakoç’u Yazmak İsterken
Bir oda.
Ay Işığı Sonatı'nın ince sızısı.
Duvara asılmış taze bir mezar fotoğrafı.
Ve yazmak isteyen bir kadın…
Sezai Karakoç'u Yazmak İsterken adlı oyun; ölüm ile hayat arasına gerilmiş ince bir tül perdenin aralanışını sahneye taşıyor.
Hasta Yazar ile doktor olan Şair arasındaki diyalog, yalnızca bir şairi anma çabası değil; diriliş fikrinin, aşkın, kelimenin ve musikinin iç içe geçtiği bir iç hesaplaşma… Bu bölümde mezar bir son değil, bir pencere. Toprak bir ağırlık değil, bir eşiğin adı. Şiir yalnızca hatırlama değil, diriltme biçimi; Leyla ile Mecnun'dan Hızır'a, Sürgün'den Diriliş'e uzanan…
Bir şair, ölümünden sonra da konuşmaya devam ederken kitabın ikinci oyununda ise Ali, Gökçe ve Emre'nin sahneyi bıraktığı Ayaz soruyor:
"Dünya bir oyun ve oyalanmaydı… Tamam, peki, gerçek nerede?”
Devamını Oku