Nuray Özkan, hayatın farklı sahnelerinde biriktirdiği deneyimleri kelimelere dönüştüren; yazarlığı, girişimciliği ve marka stratejisi alanındaki uzun yıllara yayılan birikimiyle güçlü ve özgün bir hikâye anlatıcısıdır.
Onun hikâyesi, bir rock sahnesinin ışıkları altında başlayıp Tokyo sokaklarından dünyanın dört bir yanına uzanan sıra dışı bir yolculukla şekillendi. Sanat, iş dünyası, akademi ve Tasavvuf alanlarında edindiği deneyimler, bugün ortaya koyduğu üretimlerin temelini oluşturdu.
Üniversite yıllarında rock müzik sahnesinde vokal yapan Özkan, gençlik döneminde Tokyo’da fotomodellik deneyimi yaşadı. Ancak hayat onu yalnızca sanatın değil, farklı disiplinlerin de kesişim noktalarına taşıdı. Uluslararası satış ve pazarlama projelerinde görev aldı, kendi şirketlerini kurup yönetti. Gayrimenkul, ev, estetik, güzellik, tasarım ve dönüşüm alanlarında geliştirdiği projelerle yüzlerce insanın hayatına dokunarak kalıcı izler bıraktı.
Profesyonel yaşamındaki bu çok yönlü deneyimlerini akademik bir altyapıyla destekleyen Özkan, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Ardından Marmara Üniversitesi ile Main Üniversitesi’nin ortak yürüttüğü İngilizce İşletme İhtisas Programı’nı tamamlayarak eğitimini iş dünyasındaki deneyimiyle pekiştirdi.
Zamanla insanın iç dünyasına, varoluş sebebine ve yaratılışa duyduğu önlenemez, derin arayış onu Tasavvufla buluşturdu. Yıllar boyunca içinde bulunduğu tasavvuf yolculuğunu akademik anlamda da pekiştirmek isteyen Özkan, Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nde Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı alanında yüksek lisans yaptı. Bitirme projesini ise Türk edebiyatının önemli isimlerinden Samiha Ayverdi’nin “Hancı” adlı eserinde hasret kavramı üzerine hazırladı.
Akademik ve profesyonel yolculuğunun yanı sıra, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşaması da bakış açısını zenginleştiren önemli deneyimlerden biri oldu. Elliden fazla ülke ve yüzlerce şehir gören Özkan, her yolculukta yeni insanlarla, yeni hikâyelerle ve farklı yaşam biçimleriyle tanıştı. Farklı kültürlerle kurduğu bağlar ve insan ruhuna duyduğu merak, bugün kalemine yön veren en güçlü ilham kaynakları arasında yer alıyor.
İnsan hikâyelerine duyduğu ilgi, topluma katkı sunma anlayışıyla da birleşti. Özkan, çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde, vakıf çalışmalarında ve sivil toplum girişimlerinde gönüllü olarak görev alarak deneyimlerini daha geniş kitlelerle paylaşmayı sürdürdü.
Tüm bu yolculuk içinde hayatındaki en kıymetli ve dönüştürücü rollerden biri ise annelik oldu. Kızı Zeynep’i yalnızca en büyük gurur kaynaklarından biri değil, aynı zamanda hayata dair en değerli dersleri aldığı öğretmenlerinden biri olarak görüyor.
Bugünlerde denize yakın küçük bir köyde yaşıyor. Daha yavaş akan, daha sade ama daha derin bir hayatın içinden gözlemliyor, düşünüyor ve yazıyor. Geçmişten bugüne taşıdığı tüm deneyimler, yazılarına ve anlatılarına yeni bir derinlik kazandırıyor.
Bu birikimin ilk kitap olarak okurla buluşan yansıması “Ben Dinlenince Dünya Çökmedi” oldu. Mizahı, samimi iç sesi ve cesur gözlemleri bir araya getiren eser; her şeyi kontrol etmeye çalışmaktan yorulan, biraz nefes almak ve kendine dönmek isteyen herkese içten bir yol arkadaşlığı sunuyor.
Yazarlık yolculuğunu yeni projelerle sürdüren Özkan, şu sıralar polisiye, psikolojik kurgu ve aşk türlerini ustalıkla harmanlayan yeni romanı “Işığın Düşü” üzerinde çalışıyor.
Bununla birlikte son yıllarda farklı dillerde şarkı sözleri de yazıyor; hikâye anlatıcılığını müzikle buluşturan yaratıcı projeler geliştirerek üretim yolculuğunu yeni alanlara taşıyor. Onun için her yeni hikâye, yalnızca anlatılmayı bekleyen bir kurgu değil; insan ruhuna dokunmanın, anlam arayışını paylaşmanın ve geride iz bırakmanın yeni bir yolu.
Onun hikâyesi, bir rock sahnesinin ışıkları altında başlayıp Tokyo sokaklarından dünyanın dört bir yanına uzanan sıra dışı bir yolculukla şekillendi. Sanat, iş dünyası, akademi ve Tasavvuf alanlarında edindiği deneyimler, bugün ortaya koyduğu üretimlerin temelini oluşturdu.
Üniversite yıllarında rock müzik sahnesinde vokal yapan Özkan, gençlik döneminde Tokyo’da fotomodellik deneyimi yaşadı. Ancak hayat onu yalnızca sanatın değil, farklı disiplinlerin de kesişim noktalarına taşıdı. Uluslararası satış ve pazarlama projelerinde görev aldı, kendi şirketlerini kurup yönetti. Gayrimenkul, ev, estetik, güzellik, tasarım ve dönüşüm alanlarında geliştirdiği projelerle yüzlerce insanın hayatına dokunarak kalıcı izler bıraktı.
Profesyonel yaşamındaki bu çok yönlü deneyimlerini akademik bir altyapıyla destekleyen Özkan, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Ardından Marmara Üniversitesi ile Main Üniversitesi’nin ortak yürüttüğü İngilizce İşletme İhtisas Programı’nı tamamlayarak eğitimini iş dünyasındaki deneyimiyle pekiştirdi.
Zamanla insanın iç dünyasına, varoluş sebebine ve yaratılışa duyduğu önlenemez, derin arayış onu Tasavvufla buluşturdu. Yıllar boyunca içinde bulunduğu tasavvuf yolculuğunu akademik anlamda da pekiştirmek isteyen Özkan, Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nde Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı alanında yüksek lisans yaptı. Bitirme projesini ise Türk edebiyatının önemli isimlerinden Samiha Ayverdi’nin “Hancı” adlı eserinde hasret kavramı üzerine hazırladı.
Akademik ve profesyonel yolculuğunun yanı sıra, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşaması da bakış açısını zenginleştiren önemli deneyimlerden biri oldu. Elliden fazla ülke ve yüzlerce şehir gören Özkan, her yolculukta yeni insanlarla, yeni hikâyelerle ve farklı yaşam biçimleriyle tanıştı. Farklı kültürlerle kurduğu bağlar ve insan ruhuna duyduğu merak, bugün kalemine yön veren en güçlü ilham kaynakları arasında yer alıyor.
İnsan hikâyelerine duyduğu ilgi, topluma katkı sunma anlayışıyla da birleşti. Özkan, çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde, vakıf çalışmalarında ve sivil toplum girişimlerinde gönüllü olarak görev alarak deneyimlerini daha geniş kitlelerle paylaşmayı sürdürdü.
Tüm bu yolculuk içinde hayatındaki en kıymetli ve dönüştürücü rollerden biri ise annelik oldu. Kızı Zeynep’i yalnızca en büyük gurur kaynaklarından biri değil, aynı zamanda hayata dair en değerli dersleri aldığı öğretmenlerinden biri olarak görüyor.
Bugünlerde denize yakın küçük bir köyde yaşıyor. Daha yavaş akan, daha sade ama daha derin bir hayatın içinden gözlemliyor, düşünüyor ve yazıyor. Geçmişten bugüne taşıdığı tüm deneyimler, yazılarına ve anlatılarına yeni bir derinlik kazandırıyor.
Bu birikimin ilk kitap olarak okurla buluşan yansıması “Ben Dinlenince Dünya Çökmedi” oldu. Mizahı, samimi iç sesi ve cesur gözlemleri bir araya getiren eser; her şeyi kontrol etmeye çalışmaktan yorulan, biraz nefes almak ve kendine dönmek isteyen herkese içten bir yol arkadaşlığı sunuyor.
Yazarlık yolculuğunu yeni projelerle sürdüren Özkan, şu sıralar polisiye, psikolojik kurgu ve aşk türlerini ustalıkla harmanlayan yeni romanı “Işığın Düşü” üzerinde çalışıyor.
Bununla birlikte son yıllarda farklı dillerde şarkı sözleri de yazıyor; hikâye anlatıcılığını müzikle buluşturan yaratıcı projeler geliştirerek üretim yolculuğunu yeni alanlara taşıyor. Onun için her yeni hikâye, yalnızca anlatılmayı bekleyen bir kurgu değil; insan ruhuna dokunmanın, anlam arayışını paylaşmanın ve geride iz bırakmanın yeni bir yolu.



